Fransız ressam Suzanne Valadon, 1865’te tam olarak bugün doğdu. Valadon, güçlü, aykırı ve bazen de tartışmalı olan, genellikle çıplak kadın figürlerin resimlerini yaptı. Resmi bir eğitim almadı; daha ziyade, Edgar Degas, Pierre Puvis de Chavannes ve Henri de Toulouse-Lautrec gibi sanatçılarla doğrudan bağlantı içinde olup 19. ve erken 20. yüzyılların çeşitli sanatsal ve entellektüel düşüncelerini benimsedi.
Terkedilmiş Oyuncak Bebek (1921)’te Suzanne Valadon (1865-1938) derin bir psikolojik ruh hali ile birlikte içten bir sahne betimler. Yatağa oturmuş, tamamen giyinik bir kadın, bir kızı havluyla kurular. Sadece pembe bir kurdeleyle giyinmiş olan kız, kadından yüzünü çevirir ve kendisini el aynasında incelediği görülür. Oyuncak bebeğin saçında tekrarlanan pembe kurdele, yatağın kenarında yerde unutulmuş olan çocukluğun sembolüdür. Kızın olgunlaşan vücuduyla uyum içindeki bu görsel bağlantı, kızın genç hayatında oluşan bir geçiş anını yansıtır. Burada resmedilen figürlerin Valadon’ın yeğeni ve kızın annesi olduğunu bilmemize rağmen, sanatçı bunun bir portre olarak tanımlanmasından çekiniyordu. Bu şekilde, resim, bize birçok izleyicide yankı uyandıran, bir kızın çocukluktan yetişkinliğe doğru yolculuğunun daha evrensel bir hikayesini anlatır.
Bu yağlıboya, Valadon’un olgun dönem tarzını yansıtır: canlı renkler, kalın dış hatlar, kumaş desenleri, tuhaf pozlar ve bozuk anatomi ile basitleştirilmiş formlar.
Sanatta Kadınlar Ulusal Müzesi’ne bu hikâye ve reprodüksiyon için teşekkürler!